Kimse Görmese de İçinde Fırtına Kopan İnsanlara…
Dışarıdan bakıldığında her şey normal görünebilir.
Gülüyorsundur. İşine gidiyorsundur. Mesajlara cevap veriyorsundur.
Hayat akıyordur.
Ama kimse görmez…
İçinde kopan fırtınayı.
Bazı insanlar sessiz savaşçıdır.
Bağırmazlar. Şikâyet etmezler. Drama yapmazlar.
Sadece susarlar. Ve susarken ağırlaşırlar.
İçinde biriken hayal kırıklıkları vardır.
Söylenmemiş cümleler.
Yarım kalmış umutlar.
“Ben de yoruldum” diyemediğin anlar.
Modern hayat insanlara güçlü görünmeyi öğretiyor.
Zayıflık göstermek ayıp gibi.
Kırıldığını söylemek lüks gibi.
Yoruldum demek sanki pes etmekmiş gibi.
Oysa insan yorulur.
Her şeyin yükünü taşıyan omuzlar bir gün titrer.
Herkesi anlayan kişi bir gün anlaşılmak ister.
Herkese destek olan biri, bir gün “yanımda kim var?” diye sorar.
İçinde fırtına kopan insanlar genelde en sakin görünenlerdir.
Çünkü onlar alışmıştır.
Yükü sessiz taşımaya alışmıştır.
Kimseye yük olmamaya alışmıştır.
Ama bir gerçek var:
Hiç kimse her şeyi tek başına taşımak zorunda değil.
Bazen bir mesaj yeter.
Bazen biri sadece “Gerçekten nasılsın?” diye sorsa yeter.
Bazen biri susup dinlese yeter.
Yanında biri olması, bütün sorunları çözmez.
Ama yükü hafifletir.
İnsana yalnız olmadığını hatırlatır.
Eğer bu yazıyı okurken “bu beni anlatıyor” diyorsan…
Bil ki yalnız değilsin.
Fırtınalar geçer.
Ama insanın en çok ihtiyacı olan şey,
Fırtına sırasında yanında duran biridir.
Ve bazen o biri, sandığından daha yakındır.
