Herkesin İçinde Sakladığı Sessizlik...


Herkesin İçinde Sakladığı Sessizlik


Herkesin içinde kimseye göstermediği bir sessizlik vardır.


Kalabalıkta gülen, konuşan, normal görünen insanlar bile geceleri kendi iç sesleriyle baş başa kalır. O sessizlik bazen hafiftir, bazen ağır.


Bu sessizlik çoğu zaman paylaşılmayan duygulardan oluşur.


Söylenmemiş cümleler.

Yarım kalmış konuşmalar.

İfade edilmemiş kırgınlıklar.


İnsan bazen konuşmamayı seçer. Çünkü ortam uygun değildir. Çünkü karşı taraf hazır değildir. Çünkü anlatmak yorucudur.


Ama her bastırılan duygu içeride bir yer kaplar.


Zamanla bu içsel sessizlik büyür. Kişi dışarıda işlevsel olabilir. Çalışır, konuşur, güler. Ama içinde başka bir dünya vardır.


İçsel sessizlik iki türlüdür:


Biri bilinçli sessizliktir. İnsan susmayı tercih eder.

Diğeri zorunlu sessizliktir. İnsan konuşamaz.


Zorunlu sessizlik daha ağırdır. Çünkü içinde cümleler vardır ama çıkamaz.


Bu durum duygusal yalnızlık hissini artırır. İnsan kalabalık içinde bile kendini izole hissedebilir.


Ama insan sosyal bir varlıktır. Bağ kurmaya ihtiyaç duyar. İçindeki sessizliği tamamen yok etmek mümkün değildir ama paylaşabileceği bir alan bulmak mümkündür.


Belki bir kişi.

Belki bir yazı.

Belki sadece bir cümle.


İnsan en çok, içindeki sessizlik görüldüğünde rahatlar.


Ve herkesin içinde sakladığı o sessizlik, aslında anlaşılmayı bekleyen bir duygudur.



 Bu yazı bir serinin parçasıdır:

→ Sürekli Güçlü Görünmekten Yorulanlar

→ Kendini Anlatmaktan Vazgeçen İnsanlar